İstanbul’da boşanma ve aile hukuku avukatı olarak hizmet veren Avukat Serpil Çınar, “Anlaşmalı ve Çekişmeli Boşanma Arasındaki Farklar Nelerdir?” sorusunu cevaplıyor: ebebek Youtube kanalına hoşgeldiniz! Ben Avukat Serpil Çınar. Bu videoda anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davası arasındaki farklardan bahsedeceğim. Öncelikle anlaşmalı boşanma davası, tek celsede sona eren boşanma davası olarak bilinmektedir. Sadece bir duruşma sürer ve yaklaşık 1 hafta ile 1 ay kadar sürmektedir. Bu nedenle eşler tarafından boşanmaya karar verilmiş ise daha çok tercih edilen yöntem anlaşmalı boşanma davasıdır. Peki ikisi arasındaki fark nedir? Öncelikle anlaşmalı boşanma davası, eşler, her ikisi de boşanmak istiyor ise boşanmaya bağlı unsurlarda da anlaşmışlarsa, bunlar nelerdir? Eğer müşterek çocuklar varsa velayet, yoksulluk veya iştirak nafakası, maddi - manevi tazminat, mal paylaşımı ve ziynet eşyası yani düğünde takılan altınlar gibi konularda artık anlaşmışsa ve bu konularda mutabıksa anlaşmalı boşanma ile anlaşabilirler. Ama anlaşmalı boşanmanın bir koşulu vardır. Bir seneyi doldurması gerekiyor, eşlerin resmi nikah tarihinden itibaren 1 sene dolmadıkça anlaşmalı boşanmaya başvurulamaz. Ama çekişmeli boşanma davası öyle değildir. 1 gün bile olsa 6 saat da olsa 1 ay da olsa çekişmeli boşanma davası açılabilmektedir. Yalnız çekişmeli boşanma davası tek celsede sona ermez. Çekişmeli boşanma davasında dilekçeler aşaması vardır, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşması, ön inceleme duruşmasından sonra da delillerin toplanacağı tahkikat aşamasına geçilmektedir ve genellikle çekişmeli boşanma davaları konusuna, iş yüküne göre değişkenlik gösterir ama genellikle 9 ay ile 1,5 sene arasında sürmektedir. Bu nedenle de genellikle anlaşmalı boşanmayla boşanmak ister çiftler. Yalnız anlaşmalı boşanma davası açtıktan sonra taraflar uzlaşamazsa… Diyelim ki duruşmaya katıldılar ve o sırada bir protokolün maddesinde uzlaşamadılar (daha önce anlaştılar ama sonrasında pişman oldular ya da diğer taraf da başka bir hak istedi), öyle durumlarda çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir. Peki çekişmeli boşanma davası açılırsa anlaşmalıya dönebilir mi? Her koşulda dönebilir. Taraflardan birisi boşanmak istemiyorsa ya da taraflardan birisi boşanmaya bağlı olan (bu saydığım nafaka, mal rejimi, tazminat gibi) konularda anlaşamamışsa başvuruyorlar, açıldıktan sonra taraflar bu konuda uzlaşmışsa anlaşmalı boşanma davasına dönüşebilir. İkisi arasındaki farklar bu yöndedir; ancak her iki dava açıldıktan sonra da diğerine dönüşebilir. Çekişmeli boşanma davasında duruşmalara katılma zorunluluğu bulunmamaktadır avukatları varsa, eğer vekil temsili yoksa davacı mutlaka duruşmalara katılmalıdır. Anlaşmalı boşanma davasında her iki tarafın avukatı varsa yine de asiller, yani davacı ve davalı taraf duruşmada bulunmak zorundadır. Çünkü protokol maddeleri hakim tarafından tek tek okunacaktır. Her iki taraf boşanmaya mutabık mı, boşanmaya bağlı unsurlarda anlaşmış mı buna bakılacaktır. Böylelikle anlaşmalı boşanmaya mutabıksa boşanmalarına karar verecektir. Süreçler bu şekilde işlemektedir, her iki boşanma dava türünü de sizlere detaylıca anlattım.
İstanbul’da boşanma ve aile hukuku avukatı olarak hizmet veren Avukat Serpil Çınar, “Boşanma Avukatının Velayet Davasına Etkisi Nedir?” sorusunu cevaplıyor: ebebek Youtube kanalına hoşgeldiniz! Ben Avukat Serpil Çınar. Bu videoda “Boşanma avukatlarının velayet davasına etkisi nedir?” ondan bahsedeceğim. Öncelikle boşanma avukatı, ceza avukatı gibi ülkemizde belli uzmanlık alanına ayrılmış ve sadece o alandan dava alma gibi bir uygulamamız yoktur. Her avukat her alandan dava alabilir, tercih edebilir. Sadece boşanma, nafaka, velayet, tazminat, mal paylaşımı gibi konularda kendilerini geliştirmiş, sadece bu alandan dava almayı tercih eden avukatlara genellikle boşanma avukatı olarak tabir edilir. Ancak dediğim gibi her avukat her alandan dava açabilir. Peki bir “Velayet davasında avukatın etkisi nedir? Ondan bahsedeceğim. Öncelikle herkes kendi davasını açabilir, kendi davasını takip edebilir. İlla ki bir dava açmak istiyorsanız, avukattan vekillik hizmeti almanız şart değildir. Ancak hukuki bilgi ve tecrübesi olmadan ve belli bir tahsil, eğitim almadan gerçekleştirilen işlemlerde elbette ki bir avukatın yapmış olacağı dava yürütmesi kadar iyi olmayacaktır. Bu nedenle avukatınıza velayet davasına dair açmak istediğiniz nedenleri, delilleri belirttikten sonra hukuka uygun, özellikle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun bir dilekçe hazırlayacaktır. Sonrasında dava sürecini takip edecek, hukuka uygun deliller sunacak ve dosyaya gelen-giden evrakları takip edecek, dosyada eksik olanları mahkemeye bildirecek; böylelikle dosya işlemlerinizi hızlandıracaktır. Genellikle vatandaşlar kendi davasını açmakta, dilekçelerini kendileri yazmaktadır. İnternet’te velayet davasına ilişkin bir dilekçe örneği bulunmaktadır. Ancak bunlar ne yazık ki herkesin kendi yaşadığı duruma göre uygun değildir. Her dosya, velayet davası farklı somut olaylardan oluşmaktadır. O nedenle herhangi bir yerden almış olduğunuz dilekçe örneği ile açacağınız davalar hem sizin zaman kaybına uğramanızı sağlayacaktır, hem de hukuki geri dönülmez haklarınızın kaybına neden olabilecektir. Bu nedenle mutlaka bir avukattan yardım isteyerek vekillik hizmeti almalısınız.
İstanbul’da boşanma ve aile hukuku avukatı olarak hizmet veren Avukat Serpil Çınar, “Boşanma Davası Sonrası 0-3 Yaş Arası Bebeğin Durumu” konusunu açıklıyor: ebebek Youtube kanalına hoşgeldiniz! Ben Avukat Serpil Çınar. Bu videoda 0-3 yaş arası bebeklerin boşanma davası sonrasındaki durumlarından bahsedeceğim. Öncelikle 0-3 yaş arasındaki bebekler, genellikle velayet hakkı anneye verilmektedir. Çünkü emzirme dönemi olsun, beslenme alışkanlığı, tuvalet alışkanlığı kazandırma ve eğitimi döneminde olduğu için velayet hakkı genellikle anneye verilmektedir. Anneye verilmesi halinde de diğer ebeveynle yani babayla da kişisel ilişki gün ve saatleri belirlenecektir. Tabii ki de çocuk ne kadar küçük olursa olsun babayla da vakit geçirme hakkı, babayı da tanıma hakkı bulunmaktadır. Bu nedenle de her iki ebeveyne orantılı olarak bir karar veremese de çocuğun yaşı ve durumu gözetilerek velayet hakkı sona ereceği tarihe kadar kişisel ilişki gün ve saatlere de yer verecektir. Bu mahkeme hükmü kurarken, örnek vereyim en iyisi, 0-3 yaş arasında tabii ki de çocuğun yatılı kalma gibi bir durumu söz konusu olamayacaktır. Çünkü anneyle doğrudan bağlantı kurması gereken, emzirme dönemine denk gelen bir dönem olduğu için babayla ancak belli bir yaş sonrası hafta sonu kalışlar olacaktır. Bunun yanında okula başlaması halinde, sömestr tatilinde de babada kalabilecek 1 hafta 10 gün gibi… Mahkeme hüküm kurarken tüm bu durumları da gözetecektir, yani, sadece 0-3 yaş arası değil 18 yaşını dolduracağı yaşa kadar bir hüküm kuracaktır.
İstanbul’da boşanma ve aile hukuku avukatı olarak hizmet veren Avukat Serpil Çınar, “Boşanma Davasında Bebek Kimde Kalır?” sorusunu cevaplıyor: ebebek Youtube kanalına hoşgeldiniz! Ben Avukat Serpil Çınar. Bu videoda boşanma davalarında bebeğin velayeti kime verilir, velayet hakkı kimde kalır ondan bahsedeceğim. Öncelikle bebekler anne bakımına muhtaçtır. Süt dönemi vardır. Emzirme dönemi vardır. Anne ilgisine çok fazla muhtaç bir yaştadır. Bu yüzden boşanma davalarında genellikle mahkeme bebeğin velayetini anneye vermektedir. Tabi babaya verdiği istisnai durumlar da olmaktadır. Ancak bu istisnai durumlar çok fazla görülmemektedir. Nedir bu istisnai durumlar? Öncelikle anne eğer bebeğe karşı ilgisizse, bebeğin bakımını ihmal ediyorsa ya da annenin psikolojik veya fiziksel bir rahatsızlığı varsa yani sağlığı yerinde değilse bebek bakımına, ilgisine yetecek kadar; öyle durumlarda mahkeme velayeti babaya veriyor. Ancak dediğim gibi kural olarak bebeğin velayeti genellikle anneye verilir.
İstanbul’da boşanma ve aile hukuku avukatı olarak hizmet veren Avukat Serpil Çınar, “Boşanmada Hamile Kadının Hakları Nelerdir?” sorusunu cevaplıyor: ebebek Youtube kanalına hoşgeldiniz! Ben Avukat Serpil Çınar. Boşanmada hamile kadının hakları nelerdir onlardan bahsedeceğim. Öncelikle boşanma davası açılırken anne eğer hamile ise belli başlı hakları bulunmaktadır. Her kadında olduğu gibi eğer şiddet görüyorsa, şiddet görme tehlikesi var ise 6284 sayılı Kanuna göre eşi aleyhine uzaklaştırma kararı talep edebilir. Bunun yanında çocuğun doğumu sonrasında aile konutu içerisinde hazırlanmış olan eşyalar, belli bir çocuğa dair düzen bulunuyor ise ve evden ayrılması halinde bu düzenin bozulması gibi bir durumu bulunuyor ise aynı şekilde aile konutunun ortak konutun kendisine özgülenmesini talep edebilir. Böylelikle evden ayrılamaz veya diğer eşin o eve gelmesini uzaklaştırma kararı ile engelleyebilir. Bunun yanında hamile olan eş, boşanma davası devam ederken doğumu gerçekleşmiş ise doğumdan itibaren çocuğun bakım ve masrafları için diğer eşten boşanma davası devamında geçici nafaka bağlanması yönünde talepte bulunabilir. Boşanma davası sona ererken de iştirak nafakasına dönüşmesi talebinde de bulunabilir. Çünkü dava sonucunda çocuk adına verilecek bakım ve masraflar iştirak nafakasına dönüşecektir. Bunun yanında boşanmayla birlikte eğer ki hamile olan eş, yoksulluğa düşecekse evlilikteki refahından yoksun kalacaksa yoksulluk nafakası talebinde de bulunabilir. Boşanma davası devam ederken de bu nafakanın tedbiren bağlanması, hüküm altına alınması yönünde talepte bulunabilir.


Uzm. Psikolog Ceylan Şengül bu videoda Korona Virüs Çocuk Psikolojisini Nasıl Etkiler? Sorusuna cevap vermiştir. Kanala abone olmak için tıklayın: http://bbk.im/aboneyim